9 Ekim 2011 Pazar

Yağmurda Islanmak


Belki de yağmuru sevmemin tek sebebi çok göz yaşı dökmemdi. Her bir damlada kendimi bulurdum aslında. Camdan seyrederken yaktığım bir sigara ve çay eşliğinde. Cama vuran damlaların akmasını seyrederim hep, öyle süzüle süzüle her bir damlayla buluşarak akmalarını. Oysa ki ben hiçbir sevgilimle öyle birleşememiştim. Seyrederken aklıma hep bu gelirdi ve sonra bir nefes daha çekerdim sigaramdan. Dumanı içimde dolaşırken birden cama üflerdim. Buğulaşan cama saçma sapan şekiller çizer dururdum hatırladıkça eskileri. Geçmişte kalmak, eskileri hatırlamak sanırım hep bu yağmurun suçu. Çünkü suçu atabileceğim başka hiçbir şey yok.

Camdan insanları seyrederim, koşuşturmalarını şeker misali eriyecekmiş gibi kaçışmalarını. Sahi insan neden kaçar ki yağmurdan? Oysaki onun serinliği ve verdiği huzur başka neyde var ki ? Hele o ilk toprağa düşen yağmur damlalarının vermiş olduğu o eşsiz koku yok mu? İşte o koku hiçbir sevgilide yoktur. Belkide yanlıştır kıyaslamak sevgili ile yağmuru ama yağmurun verdiği huzuru insanlarda aramak ta bir o kadar yanlış değilmidir?

Kimi zaman da yağmurda yürürüm insanlar kaçışırken. Yağmurdan korkmak saçmalıktır. Islanmak doyasıya özgürleşmek onun kokusunu içine çekmek gibi bir duygu yoktur. Ben yağmuru seviyorum ıslanmayı seviyorum yağmur kokusunu seviyorum. Ben ıslanıp ağlamayı seviyorum. Belki o da beni seviyordur, ondan korkmadığım için üzerime düşüp beni ıslatabildiği için, ondan kaçmadığım için. Kim bilir belki o da beni seviyordur….

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder