29 Nisan 2012 Pazar


Hayat düz bir çizgiyse eğer ne teraftan yürüyeceğin senin aklının idrak ettiği şekilde olması gerekir. Yalnızım diye ağlamak yerine yanında olup görmediğin kişileri farketmen çok uzun sürmemeli. Yalnızlık sadece sevgilinin olmaması değildir heralde. Neden peki sen ben o bu şu her birimiz yalnızlığı sevgiliye bağlıyoruz peki ? Elimizdekilerin kıymetini bilmek yada anlamak bu kadar zor olmasa gerek. Tabi bu da beynin ne kadar çalışmasıyla ilgili bir durum. Yalnızlık boş bir evdi Dört duvar arasında kimseyi bulamamak gibi Eve aldığın evcil hayvanınla konuşmaktı yalnızlık Sevdiğin insanlardan kilometrelerce uzakta olmaktı yalnızlık Ayşeyi fatmayı özlemek değil Ananı babanı özlemekti yalnızlık Kalabalıklar içinde tek bir kişi olmaktı yalnızlık Yalandan gülmelerdi çoğu zaman Çoğu zaman da evde tek başına ağlamaktı yalnızlık Bazende müziği son ses açıp dinlemekti Rahatsız olacak tek bir insanın bile olmamasıydı yalnızlık Bir bardak çay isteyecek kimsenin olmamasıydı yalnızlık Yada yaktığın sigaradan kimsenin rahatsız olmamasıydı yalnızlık Gece uyurken üstünün açıldığını görüp kimsenin örtmemesiydi yalnızlık Paylaşacak birşeyinin olmamasıydı yalnızlık Sustuğunda neden konuşmuyorsun diyecek birinin olmamasıydı yalnızlık Tek başına içtiğin bir bardak çaydı yalnızlık İçten bir dokunuşun olmadığı günlerdi yalnızlık Yalnızlık dediğimiz şey ölüme beş kala birşeydi belkide….

16 Nisan 2012 Pazartesi

İskender Abi


“Yalnızlık..yalnızlık gece ayazında sabaha kadar beklemek gibidir.ısınmak için güneşin doğmasını beklersin ama o güneş hiç bir zaman doğmaz.yalnızlık bulmadığın sevgiyi başka yerlerde aramak gibidir.ne yaparsan yap onu bulamayacağını bilirsin ama yine de denemekten vazgeçmezsin onun boşluğunu hep başka şeylerle doldurmaya çalışırsın.yalnızlık aynı havaya soluyup da bir türlü yan yana olamamak gibidir..aldığın her nefeste onun kokusunu duymak istersin ama yapamazsın.aldığın her nefes ciğerini acıtmaya başlar.yalnızlık dediğin eski bir sandalyenin gıcırdamasıdır yalnızlık..”

3 Nisan 2012 Salı

Geldi ve Geçti


Başladığı gibi bitmiyordu hiçbirşey. Birşeyler eksik, birşeyler hep yarımdı. Gülerek başlandığında küfürlerle ana avrat sövmelerle bitiyordu. Bazen göz yaşları intihar ediyordu, bazense kelimeler yerini suskunluğa bırakıyordu. Nasılsın sorularına hep aynı cevaplar veriliyordu sahte gülümsemelerle. Bir merhabayla başlayan, siktirolgitle bitiyordu. Mutluluk zaman içinde evrim geçirip yerini mutsuzluğa, umutsuzluğa bırakıyordu. İsyanlar ediliyordu, yeminler verilip sözler verilip yerine getirilmiyordu. Her şey yeni bir kurban gelene kadardı.

2 Nisan 2012 Pazartesi

Şaşırmış Biri


Boş bir bardak
Bakakalmak bakabildiğince
Dolduğunda yine tüketilen
Tüketildikçe dolan
Yürek gibi
Sen gibi
Ben gibi
Her şey zamansız
Her şey anlamsız
Bir kağıttan yapılan uçağın uçmaması gibi
Yahut can sıkıntısından karalanan defterler gibi
Aşk mı ?
Canı cehenneme
Belkide şeytanın bir oyunu
Adı aşk sonu günah
İstediği şeyde bu değimliydi zaten iblisin

Yarım yamalak hayatlar
Dünya uçtan bir uca
Yakınken bile uzak
Uzaklar uzaktan daha uzak
Belki sen bir tuzak
Bir ayı kapanı kurulan
Yakalandığında bırakılmayan
Kanserli bir hücre belkide
Yayıldıkça yayılan
Kangren tutmuş kolun kesilmesi gibi
Kalbi olmayan bir insan kaç dakika yaşar
Fotosentez ne ola ki
Sahi oksijenin içine ne katmış ya rab
Yoksa mümkün değil içmeden sarhoş olmak
Naralar atmak ta cabası
Vur hadi vur acımaz ki
Kafa kıyak dünya güzel hayat güzel
Ben güzelim sen güzelsin
Güzellikler içinde bir diken
Ya batarsa
Ya batıpta kanatırsa
Oradan geçme kuyu var
Belkide ayı çıkabilir uyarısıdır o
Belkide üçün biri çıkar kim bilir
Hayat işte
Sen güzel ben güzel dünya güzel
İçmeden sarhoş olmak daha güzel