16 Temmuz 2011 Cumartesi

Yok Başlık Maşlık İşte


Kafam o kadar karışık ki şuan, hani nerden başlasam etsem diye düşünüyorum ama bir şey bulamıyorum. Sanırım en iyisi yine akışına bırakmak. Dört bir koldan yazmak işte. Eğer içimdekileri tutarsam sanırım kafayı yerim.

Sahiplenmek kimi zaman çok iyi kimi zamansa çok kötü bir şey. Eğer bu saplantı haline geliyorsa işte o zaman çok fena bir durum.. Aynı şey gibi oluyor bu. Bir oyun konsolu olduğunuzu düşünün. Güzel bir oyun var ve tüm yönlendirmeleri tüm hareketleri elinizdeki kumanda işte coistik artık ne haltsa onunla yapıyorsunuz. Durumum bu. Ama sizin isteğiniz dışında bir şey olduğunda köpürebiliyorsunuz yada üzülebiliyorsunuz. Evet bir insanı yöneltmek yönlendirmek kötü bir şey ama işte o sahiplenme duygusu yok mu ölçüsünü kaçırdığında rezilde olabiliyorsun vezirken. İşte o zaman ipin ucu kaçıp gidiyor elinizden. Bu çok sevdiğinden mi kaynaklanıyor başka bir şeyden mi bilmiyorum ama kimi zaman güzel kimi zaman kötü işte. Koruma iç güdüsü bir anda kabarıyor. Karşındakinin olgun biri olduğunu düşüncelerinin kendini yönlendirebilecek kadar iyi olduğunu unutup onu tamamen daha 14-15 yaşında hayata yeni yeni gözünü açmış biri olarak görüyorsun. Bir çocuk gibi mesela. Bu yüzden yönlendirme sahiplenme koruma iç güdüleri kaplan gibi oluyor. Çok iyi uyandığın bir sabaha ufacık bir şey yüzünden canını sıkıp geri kalan zamanda da kötü geçmesini sağlayabiliyorsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder